Uluslarası İlişkiler ve Dış Politika
Dış Politika

Bilinçaltı Teknikler İle Toplum Mühendisliği

Devletlerin ve şirketlerin, bilinçaltı mesajları neden kullanmak istediğine, bunun dışında neler kullanabileceklerine ve bilinçaltı mesajları hangi araçlar ile kullanabileceklerine kısaca değindik,

0 202

Küreselleşen dünyada, devletlerin ve gerek ulusal gerek bölgesel ve gerekse de küresel çapta faaliyet gösteren şirketlerin en büyük hedeflerinden biri kendilerini topluma kabul ettirmek ve hatta toplum içinde herkesin aşina olduğu, saygı gösterdiği yapılara dönüşmektir. Bu hedef devletler nezdinde kendi ideolojisini hem kendi halkına hem de başka halklara kabul ettirmek iken, şirketler nezdinde faaliyet gösterilen sektörün en çok tercih edileni olmaktır. Bu hedeflere ulaşmak için halkın gözüne girecek, desteğini sağlayacak ve halkın tercihi olmayı sağlayacak kadar başarılı olmak gerekir elbette ama bu tek başına yeterli değildir.

Zira rakiplerin de başarılı olması ile hemen unutulup gitme riski vardır. İşte bu riski en aza indirmenin yolu insanların aklından silinmeyecek kadar onların içinde olmaktır. Bunun için radyo ve televizyonun olmadığı dönemlerde propaganda kullanılmış ve oldukça da işe yarayıp geliştirilmiştir. Propaganda, reklam, miting, bilinçaltı mesajlar gibi etkenler toplum mühendisliğinin en önemli araçlarıdır. Üç farklı çeşidi olan propaganda yöntemi doğru çeşit doğru zamanda kullanılırsa çok etkili bir yöntemdir ancak propagandadan daha etkili bir yöntem varsa o da bilinçaltı mesaj tekniğidir.

Öyle ki insan beyni her gördüğünü algılayamamaktadır ancak her gördüğünü kaydetmektedir. Bilinçaltı mesajlar ise görsel ve işitsel olarak verildiği için genelde televizyon ve internet dizileri, filmler, radyo programları ve reklamlar üzerinden verilir ve genelde de bu kanalları takip eden insanları etkisi altında tutma imkanına sahiptir yani pek çoğumuzu.

Buraya kadar devletlerin ve şirketlerin, bilinçaltı mesajları neden kullanmak istediğine, bunun dışında neler kullanabileceklerine ve bilinçaltı mesajları hangi araçlar ile kullanabileceklerine kısaca değindik, şimdi ise konuyu daha iyi açıklamak için farklı konular ve sorularla  daha da oturtmak gerekir.

Bilinçaltı Mesajları

İnsan beyni gün içerisinde milyonlarca bilgiyi kaydederken duyu organları ile kaydedilen bu bilgilerin yaklaşık olarak 1000’de birini algıladığı bilimsel araştırmalar sonucu ortaya atılmış bir ispattır.

İnsanın belirli aralıklardaki sesleri işitme ve bir saniye içinde belirli sayıda görseli görme imkanı vardır. Örneğin dinleme esnasında ya da MP3 müzik dinlerken 8 – 12 hertz aralığındaki sesleri işitme duyusu algılayamaz ancak insan beyni bu aralıklardaki sesleri kaydeder. Aynı şekilde insan beyninin bir saniye içinde 24 kareyi algılama imkanı vardır ve bu 24 kareyi bir araya getirip bir saniyelik bir akış oluşturur. Ancak bu 24 karenin ardından bir saniyelik bir akışa eklenen 25. kareyi insanlar görme duyusu ile fark edemez ancak beyne bu görsel veya yazılı mesaj kaydedilir.

Görsel bilinçaltı mesaj vermenin tek yolu 25. kare tekniği değildir. Verilmek istenen mesaj en başından beri ekranın veya görselin bir köşesine saklanmış olarak da verilebilir ve gözler yine ana resme odaklandığı için bu mesajın farkına varamazken, beyin ise gözün görüp ama algılayamadığı bu mesajı kaydeder.

25. kare yukarıda da belirtildiği üzere bir propaganda, reklam, algı yönetimi vs. gibi psikolojik savaş çeşididir ve psikolojik savaş da genelde devletler arasında cereyan etmektedir. Dolayısıyla 25. kare ve diğer bilinçaltı mesaj tekniklerini uluslar arası ilişkiler ve sosyoloji boyutlarında ele almak daha doğru olacaktır. Öncelikle psikolojik savaş toplumu hedeflediği için psikolojik savaşın araçlarından biri olan bilinçaltı mesaj teknikleri de direk toplumu hedefler. Bu noktada toplum adı verilen yapının bireyden en önemli farklarını belirtmek gerekir.

Öncelikle bir birey ne kadar zeki, vicdanlı ve rasyonel hareket etme kabiliyetine sahip olursa olsun, toplumun zekası, vicdanı ve rasyonalitesi yoktur. Bunun sebebi ise bireylerin mantığını kullanarak çıkarları yönünde hareket ederken, toplum içinde genel duyguların ve bilinçaltı yöntemler ile insanlara verilen mesajların toplum halinde daha da gün yüzüne çıkmasıdır. İşte tam da bu noktada bilinçaltı mesajlar bireylere verilse de toplumu hedef almaktadır.

Küresel medya kanallarını elinde tutan ve internet dizi sektöründe belli bir ağırlığı olan ülkeler, bilinçaltı mesajlar ile hedeflediği kitleyi istediği şekilde dönüştürme konusunda diğer ülkelere göre çok daha avantajlıdır. Her ülke kendi içerisindeki ulusal medya kanallarını ve dizileri kontrol etme kabiliyetine sahiptir ancak başka bir halkı etkileme kapasitesine sahip ülkeler yukarda belirtilen küresel araçlara sahip olanlardır.

Pandemi Döneminde Bilinçaltı Mesajların Önemi

25. kare tekniği ile verilen bilinçaltı mesajların ilk örneğine 1957 yılında rastlanmıştır. “ Picnic” isimli filmde her beş saniyede bir bir saniyenin 1/3000’ine denk gelecek süreliğine, “Drink Coca-Cola, Eat Popcorn” yani “Coca-cola iç, patlamış mısır ye” yazan kareler yerleştirildi. Bunun sonucunda film arasında patlamış mısır satışları %57, Coca-Cola satışları ise %18 artış gösterdi. Bu ilk örnek ticari bir amaç taşımaktadır ancak zamanla politik amaçlar için kullanılmaya başlandı. ABD’nin Irak işgali sırasında Irak halkına radyo yayınları üzerinden, yukarda belirtilen insan kulağının duyamayacağı ama beynin algılayabileceği ses aralıklarında “Direnmen faydasız” mesajının verildiği söylentileri vardır. Sonuç olarak mesaj amacına ulaşmış ve Irak halkı işgale ciddi bir tepki gösterememiştir.

Bu örnekleri çeşitlendirebilir, sayılarını arttırabiliriz ancak buna şuan için yer yoktur. Asıl önemli olan, bu mesajların insan üzerindeki etkisinin boyutunu bilmektir. Pandemi dönemi boyunca Covid-19 salgınının uluslar arası ilişkilere etkisine değinirken en sık kullanılan ifadelerden biri hiç süphesiz dünyanın artık eski dünya olmayacağı, bir şeylerin çok ciddi biçimde değişime gireceği ve hatta yeni bir dünya düzeninin yerleşeceği ifadesidir. Bu değişimin genelde devletlerarası ilişkiler üzerinden olacağı söylenmiştir ki bu yanlış da değildir ama dünyada yaşanacak değişim sosyolojik bakımdan da olacaktır.

İşte söz konusu bu değişimin, bilinçaltı mesajlar hatta daha geniş bir ifade ile Psikolojik Savaşla ilgisinin oldukça yüksek olduğu kanaatindeyim. Öyle ki pandemi döneminde kurulan yeni yeni düzenin temelleri internet ve televizyondur. Elbette ki daha önceden de internet ve televizyonu kullanım çok yüksekti ancak bu dönemde herkesin de bildiği üzere bu kullanım hem süre hem de kullanan kişi sayısı bakımından oldukça artmıştır. Bu artış, bilinçaltı mesaja ve dolayısıyla da psikolojik saldırıya maruz kalma olasılığını da arttırmıştır.

Bu mesajlar ile insanların beynine yerleştirilen fikirler, insanları daha başarılı olmak, daha çok makale yazmak, işlerini daha da büyütmek, sanayi, teknoloji ve ticarete kafa yormaktan alıkoyup beyne yerleştirilen yanlış ve gereksiz düşüncelere yönelmesine sebep olacaktır. Dolayısıyla da nasıl gelişeceğini ve ilerleyeceğini düşünmeyen bir toplum yaratacaktır.

Sonuç Olarak;

İnternet ve televizyon ortamından bir toplumun aynı anda tamamen soyutlanması elbette ki mümkün değildir. Ancak bu kullanımın azaltılması veya çocuklarımıza devlet denetimi altında olan kanallardan çizgifilmler, belgeseller izletilmesi daha gelişmiş bir nesil oluşmasına yardımcı olacaktır. Yetişkinlerin ise internet dizilerine olan ilgisini kısmen azaltarak bunların yerine okuma alışkanlığı kazanması önce bireyin kendisine, ardından içinde bulunduğu topluma büyük bir iyilik olacaktır. Öyle ki toplumun kökeni bireydir ve bireyin değişimi zamanla toplumun değişimini getirecektir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.